EDREMİT’TE ÜLKÜCÜLERDEN TERÖR TEPKİSİ

Ülkü Ocakları Yönetimi ve üyelerinden oluşan kalabalık grup, terör örgütü aleyhine sloganlar atıp, hükümeti suçladı

EDREMİT’TE ÜLKÜCÜLERDEN TERÖR TEPKİSİ
Balıkesir’in Edremit Ülkü Ocakları yönetimi, teröre tepki amacıyla ilçe meydanında dev bayrak açıp basın açıklaması okudu. İlçenin Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan Ülkü Ocakları Yönetimi ve üyelerinden oluşan kalabalık grup, terör örgütü aleyhine sloganlar atıp, hükümeti suçladı. Ellerindeki pankartlarla dikkat çeken Ülkücü gençlere vatandaşlar da destek verdi. Hazırladıkları basın açıklamasını okuyan Ülkü Ocakları Başkanı Osman Geyik, “Sözlerime başlamadan önce Bölgemizde yaşadığımız büyük afet’ten ötürü zarar gören vatandaşlarımıza şahsım ve yönetim kurulum adına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Milli birlik ve beraberliğimize savaş açanlar, milliyetçileri kendileri için bir engel olarak görmüş olacaklar ki, son günlerde Ülkücü-Milliyetçi kişi ve kurumlara yönelik saldırılar artmıştır. Kaynağını ihanetten, cesaretini terör ve onun siyasal uzantılarından alan bu tür suçlamalar dün olduğu gibi bugün de Ülkücüleri asla yıpratamayacak ve yolundan asla döndüremeyecektir. Başbakan şehidimiz Mustafa Pehlivanoğlu’nun mektubunu okurken ağlamıştır. O mektup bir şehidin son arzudur ve “Şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa’lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer her zaman Allah’a inananlarındır.” diye biter. Ancak o mektubu okuyan Sayın Başbakan bu ifadeleri dillendirmeyerek, ebediyete göçmüş bir şehidin aziz hatırasına saygısızlık etmiştir. Bu tavrın arka planındaki düşünce bulanıklığını ve samimiyetsizliği de milletimizin takdirine bırakıyoruz. İkinci olarak, Erdoğan salı günü partisinin grup toplantısında konuşurken, MHP’nin milli bir tavır sergilemediğini belirtmiştir. Öncelikle sorulması gereken soru şudur: “Erdoğan hangi milletin milli tavrından söz etmektedir?” Her çeşit milliyetçiliği ayakları altında ezdiğini söyleyen Başbakan ya milli tavrın ne olduğunu açıklamalı ya da kurulduğu günden bu yana Türk Milleti’nin emrinde olan Milliyetçi-Ülkücü camiaya bu şekilde dil uzatmamalıdır. Kendini milletimizi ayrıştırmaya adayan Erdoğan’ın milli tavır dersi vermeye kalkışması trajikomik bir olaydır. Hem şehitlerin kemiklerini sızlatacak bir faaliyet içine asla girmeyeceğini söyleyip şehide kelle, terörist başına sayın diyen kendisi değil midir? Yine Sayın Başbakan bir Türk düşmanı olduğu ayan beyan belli olan Şivan Perver’e sahip çıkmış, ‘Sadece türkü söyleyen, acılarına ağıtlar yakan, barışın, kardeşliğin özgürlüğün ezgisini dünyaya duyuran sanatçıya Şivan Perver’e yönelik tehditler bizatihi hıyanet, bizatihi faşizm değil de nedir? Oysa Şivan Perver toprağına, vatanına sesleniyor’ demişti. Anlaşılan o ki Başbakan Şivan Perver’in acısına ağıtlar yaktıklarının 30 bin insanımızın canına kasteden teröristler olduğundan haberi yoktur. Ayrıca bu ayrıntı yazılmasa da ‘Türk milliyetçiliğini ayaklar altına aldık’ diyen Başbakan ile ‘Türkler Türk Milliyetçiliğini bırakmalıdır’ diyen Şivan Perver’in düşünceleri örtüşmesini, zihniyetlerinin ortak olduğunun apaçık bir göstergesidir. İkisine birden hatırlatmak isteriz, Türk Milliyetçiliğini öldürmek, yok etmek mümkün olmamakla birlikte hiç bir beşerinde harcı değildir. Üçüncü olarak, Sırrı Sakık Meclis kürsüsünden Bursa, Sakarya ve Afyonkarahisar’da Kürtlere yönelik saldırıların Ocaklarımız tarafından desteklendiğini iddia etmiş, pek tabii olarak da bu yalan senaryoyu ispat edebilecek hiçbir delil gösterememiştir. Üstelik yalanını yüzüne vuran MHP milletvekillerine ‘Çirkin sesinizi çıkarmayın. Bu ülkede sizin politikalarınızdır ki bu savaş devam ediyor. Ret ve inkâr politikalarının yansımasıdır’ demiştir. Bu sözü ile PKK’ya karşı yürütülen mücadeleyi savaş olarak nitelendirmektedir. Oysa savaş terör örgütü ile bir hukuk devleti arasında değil, eşitler arasında cereyan eder. Kendini hiç bir devlete ait hissedememiş ve devlet terminolojisinden habersiz olan insanların bu tür yanlış ifadeler kullanması olağandır. Daha bir süre önce ‘Çanakkale’ye bakın. Orada sadece sizin atalarınız savaşmadı. Sonradan bu ülkeyi kendisine vatan edenler, Kafkaslardan, Boşnaklardan gelenler, siz bu ülkenin sahipleri değilsiniz. Haddinizi bileceksiniz. Oradan gelip, hele dağdan gelip bağcıyı kovma hakkına sahip değilsiniz. Hiç kimsenin bir tek halka hakaret etme hakkı yoktur.” diyen Sakık’ın ret ve inkar politikasından dem vurup ayrımcılık ve ırkçılık yapıldığını söylemesi de son derece gülünçtür. Uzun yıllardır Türk Milleti’nin canının, malının ve manevi duygularının tahribatından sorumlu olan eli kanlı katil Abdullah Öcalan ile Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği üzerine masaya oturanlar şunu iyi bilmelilerdir: ‘Bizler, Türk-İslam Ülkücüleri olarak birilerinin ayaklar altına almaya cüret ettiği milliyetçiliği hep el üstünde tutacağız. İyi biliyoruz ki memleketin her yanındaki milletimizin düşmanları ve onların sempatizanları bizim varlığımızdan rahatsız olmaktadır. Şunu garanti ederiz ki bizler son nefesimize kadar sizleri rahatsız etmeye devam edeceğiz. Bu vatan, bu millet, bu bayrak, bu dil tektir ve bizimdir!” dedi. Ülkücü gençler, bir süre slogan attıktan sonra ilçe meydanından ayrıldı.
Güncelleme Tarihi: 13 Mart 2013, 19:19
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER